Domates!
Geçenlerde Adana’da, tarımla ilgili çalışmalar yapan köklü bir araştırma enstitüsündeydim.
Mühendis arkadaşlar dediler ki “hesap ettik, Türkiye’de domates yetiştiriciliğinde, sadece insektisitlere (böcek öldürücü kimyasallar) yılda yaklaşık 3.5 milyar TL para ödeniyor”. Şaştım, kaldım.
Feci bir rakam bu…!
Böcek öldürücünün yanında, mantar ve yabancı ot için de kimyasallar kullanılıyor.
Onlara da bir bu kadar para ödenir mi?
Eh işte, yaklaşır buna.
Eder mi 7 milyar ..?
Buna gübreyi ekle, tohumu ekle, akaryakıtı ekle, sulama borularını ekle, alet ekipmanı ekle … en masumu 12 milyarı bulur mu?
Yukarıda saydıklarımın tümü dışarıdan ithal edilen malzemeler.
(Işçilik, tarla kirası, vb maliyet unsurlarını dahil etmiyorum henüz)
Hemen verilere baktım, 2017 yılında yaklaşık 12 milyon ton domates yetiştirmişiz.
Kilosu ortalama 1 liradan satılmış olsa, 12 milyar TL olur ki, zaten Ziraat Odalarının verisi de bu.
Türkiye geçen yıl 189 milyon dolar para kazanmış domates ihracından (biliyorsunuz, Rusya’ya domates satmak ya da satamamak gibi bir varoluşsal meselemiz var).
Bak şimdi sen şu bakkal hesabına.
12 milyar liralik domates satmışız, bunu yetiştirmek için sadece dışarıdan tedarik ettiğimiz malzemeye ödenen para en az bu kadar.
Tarım Bakanına sorsak “paramız var ki aldık” der.
Ne desin?
Övünmüşüz bir de 189 milyon dolarlık satış yaptık diye.
Bu nasıl bir kafa..?
Bu kafaya çürük domates atsak, atılır ama bu günlerde kimselere domates, yumurta, çıtır patates atmıyoruz… atıyor muyuuuuz…?
Atmıyoruuuz….!
Teşvik ediyor muyuuuz…?
Hayııırrr….!
Ne yapıyoruz…? (hep birlikte)
Yiyoruuuuuz.
(sıkıysa yeme).
(Not: 1: yukardaki rakamlar ziyadesiyle yaklaşık değerlerdir, gerçeği farklı çıkabilir biraz daha ama sonuç değişmez; 2: tarımı sadece dışarıdan ürün ithal ederek dışa bağımlı hale getirmedik, tarımdaki tüm girdileri, başta en önemlisi tohumu dışa bağımlı kılarak, Türkiyeyi bir tarım ülkesi olmaktan çıkarttık.)